Şüpheli COVID-19 Enfeksiyonu

COVID

COVID-19 ile ilgili önceki ayrıntılı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Bu yeni durumla ilgili bilginin hızla geliştiğini, tamamının yayınlanmamış ve ulaşıma açık bilgilerin tam veya güncel olmadığını hatırlatmak isteriz.

ACR​1​, şüpheli veya bilinen COVID-19 enfeksiyonu için görüntüleme kullanımı ile ilgili olarak aşağıdaki faktörlerin dikkate alınması gerektiğine inanmaktadır:

Ayrıca, görüntüleme cihazlarının kullanımı da dahil olmak üzere sağlık tesislerinde enfeksiyon kontrolü ile ilgili sorunlar vardır:

  • Birinci basamak ve diğer sağlık hizmeti sağlayıcıları, enfeksiyonu yayma riskini en aza indirmek için grip veya COVID-19 olduğundan şüphelenilen hastaların sağlık kuruluşlarına başvurularını sınırlamaya çalışmaktadır. CDC ayrıca sağlık tesislerine gelen hastaların ve ziyaretçilerin akut solunum yolu hastalığı belirtileri açısından taranmasını, cerrahi maske takmasını ve özel ayrı bir odada değerlendirilmesini istemiştir.
  • COVID-19 enfeksiyonu olduğundan şüphelenilen veya bilinen hasta tarafından kullanılan odaların çevre temizliği ve dekontaminasyonuna ek olarak, , sabit radyografi veya BT odalarında hava akışı bulunması ve uygun koruyucu ekipman giymiş biri tarafınca yüzeylerin iyice temizlenmesi göz önünde bulundurulmalıdır. Havalandırma, sağlık tesislerinde hava yoluyla bulaşmanın kontrolünde önemli bir husustur. Hava değişim oranlarına bağlı olarak, enfekte hastaları görüntüledikten sonra odaların yaklaşık 1 saat boyunca kullanılmaması gerekebilir; hava sirkülasyonu test edilebilir.
  • Sonraki hastalar için kontaminasyonu ortadan kaldırmak için alınan bu önlemler, görüntüleme alanlarına erişimi azaltarak potansiyel olarak hasta bakımı için önemli sorunlara yol açabilir.

Bu endişelere dayanarak, ACR önerileri şunlardır:

  • CT, COVID-19 tanısı koymak için birinci basamak test taraması için veya birinci basamak testi olarak kullanılmamalıdır
  • BT az miktarda kullanılmalı ve BT, spesifik klinik endikasyonları olan hastaneye yatırılmış, semptomatik hastalar için ayrılmalıdır. Sonraki hastaları taramadan önce uygun enfeksiyon kontrol prosedürleri izlenmelidir.
  • Hastaneler, CXR’lerin tıbbi olarak gerekli olduğu düşünülürse, ayakta tedavi alanlarında taşınabilir radyografi üniteleri kullanmayı düşünebilir. Bu makinelerin yüzeyleri, hastaları radyografi odalarına getirme ihtiyacını ortadan kaldırarak kolayca temizlenebilir.
  • Radyologlar, başka nedenlerle görüntülenen hastalarda enfeksiyonla uyumlu bulguları tanımlayabilmek için COVID-19 enfeksiyonunun BT görünümüne aşina olmalıdır.

Kaynak

  1. 1.
    American College of Radiology. ACR Recommendations for the use of Chest Radiography and Computed Tomography (CT) for Suspected COVID-19 Infection. ACR. https://www.acr.org/Advocacy-and-Economics/ACR-Position-Statements/Recommendations-for-Chest-Radiography-and-CT-for-Suspected-COVID19-Infection. Published March 11, 2020. Accessed March 17, 2020.

ACR Kriterleri: Ataksi

COVID

Bu yazımızda American College of Radiology’nin (ACR) uygunluk kriterleri ön adı ile yayınladığı kılavuzlarından Atksi ile ilgili olan kılavuzu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yazımızda olası klinik senaryo varyasyonlarında tercih edilecek radyolojik görüntüleme metodlarını tablolarda bulabilirsiniz. İyi okumalar

Varyant 1: Yavaş İlerleyen (Progresif) Ataksi veya Uzun Süreli Ataksi (Yetişkin veya Çocuk)

Radyolojik prosedür Rating Yorum RDD
Kontrastlı ve kontrastsız beyin MRG 8 Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastsız beyin MRG 7 0
Kontrastlı ve kontrastsız servikal torasik ve lomber omurga MRG 7 Ataksi omurga kökenli olabilir. Beyin görüntülemenin negatif veya sonuçsuz olduğunda düşünün. Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastsız servikal torasik ve lomber omurga MRG 6 Ataksi omurga kökenli olabilir. Beyin görüntülemenin negatif veya sonuçsuz olduğunda düşünün. 0
Kontrastlı ve kontrastsız beyin BT 5  Yetişkin prosedürü için RDD ☢☢☢ ☢☢☢☢
Kontrastlı beyin BT 5 ☢☢☢
Kontrastsız beyin BT 4 ☢☢☢
FDG-PET/BT beyin 3 ☢☢☢☢
 Kontrastsız MR spektroskopy 2 Belirsiz lezyonları tanımlamak için geleneksel MRG’ye ek olarak seçici olarak kullanılır. 0
I-123 Ioflupane SPECT (DaT taraması) 2 ☢☢☢
Transkranial Doppler ultrason 1 0
Puan Skalası:
1,2,3: Genellikle uygun değil.
4,5,6: Uygun olabilir.
7,8,9: Genellikle uygun.
Relatif

Radyasyon

Düzeyi

 

Varyant 2: İnmenin Olası Bir Belirtisi Olarak Akut Ataksi (Yetişkin veya Çocuk)

Radyolojik prosedür Rating Yorum RDD
Kontrastlı ve kontrastsız beyin MRA 8 Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastlı ve kontrastsız beyin ve boyun MRG 8 Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastlı ve kontrastsız beyin ve boyun BT 8 Vasküler ve serebral birlikte değerlendirme düşünülmelidir. Yetişkin prosedürü için RDD ☢☢☢ ☢☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız beyin BT 8 Posterior fossada BT perfüzyonu daha az doğrudur. Tedavinin makul olmayan bir şekilde geciktirilmemesi durumunda MRG ve perfüzyon kateterizasyonu tercih edilir. Vasküler ve serebral birlikte değerlendirme düşünülmelidir. Yetişkin prosedürü için RDD ☢☢☢ ☢☢☢☢
Kontrastsız beyin BT 8 ☢☢☢
Kontrastsız beyin MRG 7 0
Kontrastlı beyin BT 7 ☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız servikal omurga MRG 5 Yağ doymuş T1 eksenel görüntüler. Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastsız servikal omurga MRG 4 0
 Kontrastsız beyin ve boyun MRA 2 0
Kontrastsız beyin MR spektoroskopi 2 0
Transkranial Doppler ultrason 2 0
Puan Skalası:
1,2,3: Genellikle uygun değil.
4,5,6: Uygun olabilir.
7,8,9: Genellikle uygun.
Relatif

Radyasyon

Düzeyi

 

Varyant 3: Şüphelenilen Enfeksiyonun Bir Belirtisi Olarak Akut veya Subakut Ataksi (Erişkin veya Çocuk

Radyolojik prosedür Rating Yorum RDD
Kontrastlı ve kontrastsız beyin MRG 8 Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastsız beyin MRG 7 0
Kontrastlı ve konttrastsız servikal omurga BT 6 Ataksi omurga kökenli olabilir. Beyin görüntülemenin negatif veya sonuçsuz olduğunda düşünün. Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastsız MR spektroskopi 6 Apseyi diğer kitlelerden ayırmaya yardımcı olabilir. 0
Kontrastlı beyin BT 6 ☢☢☢
Kontrastlı temporal kemik BT 6 ☢☢☢
Kontrastlı servikal omurga MRG 5 Ataksi omurga kökenli olabilir. Beyin görüntülemenin negatif veya sonuçsuz olduğunda düşünün. 0
Kontrastlı ve kontrastsız beyin MRA 5 Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastlı ve kontrastsız beyin BT 5  Yetişkin prosedürü için RDD ☢☢☢ ☢☢☢☢
Kontrastsız temporal kemik BT 5 Kafa tabanı veya orta kulak hastalığı şüphesi varsa faydalıdır. ☢☢☢
Kontrastlı beyin BT 4 ☢☢☢
Kontrastsız beyin MRA 4 0
Kontrastsız beyin BT 4 ☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız temporal kemik BT 2 ☢☢☢
Transkranial Doppler ultrason 1 0
Puan Skalası:
1,2,3: Genellikle uygun değil.
4,5,6: Uygun olabilir.
7,8,9: Genellikle uygun.
Relatif

Radyasyon

Düzeyi

 

 

Varyant 4: Kafa Travması Sonrası Akut Ataksi (Erişkin veya Çocuk)

 

Radyolojik prosedür Rating Yorum RDD
Kontrastsız beyin BT 9 ☢☢☢
Kontrastsız beyin MRG 8 0
Kontrastsız temporal kemik BT 7 Kafa tabanı veya orta kulak hastalığı şüphesi varsa faydalıdır. ☢☢☢
Kontrastlı ve konttrastsız beyin MRG 7 Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastlı ve konttrastsız boyun MRG 6 Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastlı ve kontrastsız beyin BT 6 Yetişkin prosedürü için RDD ☢☢☢ ☢☢☢☢
Kontrastlı beyin ve boyun BTA 6 Yetişkin prosedürü için RDD ☢☢☢ ☢☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız beyin ve boyun MRA 6 Yazıdaki “öngörülen İstisnalar” altındaki  ifadeye bakın. 0
Kontrastsız boyun MRG 5 0
Kontrastlı beyin BT 5 ☢☢☢
Kontrastı ve kontrastsız temporal kemik BT 2 ☢☢☢
Kontrastlı temporal kemik BT 2 ☢☢☢
Kontrastsız beyin ve noyun MRA 2 0
Transkranial Doppler ultrason 1 0
Puan Skalası:
1,2,3: Genellikle uygun değil.
4,5,6: Uygun olabilir.
7,8,9: Genellikle uygun.
Relatif

Radyasyon

Düzeyi

 

Giriş

Ataksi, hareketin koordinasyon anormalliği (bozukluğu) tanımlayan bir terimdir. Bulgular genellikle geniş tabanlı dengesiz bir yürüyüşü ve ekstremitelerin kötü koordinasyonunu içerir. Çoğunlukla ataksiyle ilişkili bulgular; oküler motilite bozukluklarını, konuşmada kötü koordiansyonu (koordinasyon bozukluğunu), dismetriyi, disdiadokokineziyi, disritmokinezi, hipotoniyi ve pendular refleksleri içerir. Bir aktiviteyi başlatırken veya gerçekleştirirken, özellikle ataksi serebellar kökenli olduğunda, intansiyon tremoru mevcut olabilir. Oküler nistagmus, skew sapması, diskonjuge sakkadlar ve değişmiş oküler takip hareketleri de ataksinin bileşenleri olarak görülebilir. Birkaç santim aralıklı, geniş tabanlı bir duruş, en yaygın görülen fakat serebellar hastalığın nonspesifik anatomik olarak lokalize olan belirtisidir. Vücut ya da başın trunkal instabilitesi ve ritmik tremoru (titubasyon) özellikle serebellar orta hat (midline) tutulumlu bozukluklarla ilişkili olarak oluşur. Ataksi ile ilişkili ayrıntılı fiziksel bulgular ve bu bulguların anatomik lokalizasyona göre kullanımı bu ACR Uygunluk Kriteri’nin ® kapsamı dışındadır ve başka yerlerde gözden geçirilmiştir.

Görüntüleme Modalitelerine Genel Bakış

Ataksi, serebellum, beyin sapı, vestibüler nükleus, talamus (talamik) çekirdekleri, serebral korteks (özellikle frontal loblar) ve serebral hemisferlerin beyaz cevher yolları, spinal kord (omurilik) ve periferik duyu sinirleri tutulumlu bozukluklardan ayrı olarak ortaya çıkabilir. Birçok anatomik bölge tutulumlu durumlar ataksiye neden olabileceğinden, uygun bir görüntüleme değerlendirmesi genellikle karmaşıktır. Posterior fossa yapılarının en uygun (optimal) ayrıntısı, bilgisayarlı tomografi (BT) görüntülemede ışın sertleşmesi artefaktı ile belirsizleşebilir (anlaşılması güç olabilir) ve bu nedenle, manyetik rezonans görüntüleme (MRG) genellikle her yaştan hastayı değerlendirmek için tercih edilen başlangıç modalitesidir. Uygun çalışma tasarımı ve imaj (görüntü) yorumlaması için hastanın klinik öyküsü ve fiziksel bulguları ile korelasyonu (ilişkisi) önemlidir. Belirgin klinik ataksisi olan bazı hastalar başlangıçta normal görüntüleme muayenelerine sahip olabilir ve bu hastalara tekrar görüntüleme gerekebilir. Bu durum genellikle, toksik, metabolik, dejeneratif veya ataksi ile ilişkili diğer ilerleyici bozuklukların seyrinde erken dönemde ortaya çıkar.

Görüntüleme Modalitelerinin Varyanta (Değişkene) Göre Tartışılması

Ataksiye neden olan tıbbi bozukluklar, genellikle tek tek oldukça nadirdir ve birçok sınıflandırma şemasının konusu olmuştur. Bu kılavuzların ve görüntüleme varyantlarının belirlenmesinin amacı, ataksiyle birlikte ortaya çıkabilecek çeşitli bozuklukları sınıflandırmak ve en yaygın klinik tabloları ve altta yatan bozuklukları olan hastalar için yararlı olabilecek görüntüleme yaklaşımlarını önermektir. Bireysel hastalar için, görüntüleme çalışmasına eşlik eden tarih, klinik ve aile öyküsü, fiziksel bulgular ve ilgili laboratuar çalışmalarının sonuçları hakkında yeterince detaylı değilse, görüntüleme çalışmasının tasarımı önemli ölçüde tehlikeye düşecektir.

Vertigo ile ilişkili bozukluklar, hareketin öznel yanılsaması (algısı), klinik inkoordinasyon (koordinasyonsuzluk) ile ilişkili olabilir.

Varyant  1: Yavaş İlerleyen (Progresif) Ataksi veya Uzun Süreli Ataksi (Yetişkin veya Çocuk)
İntrakranial Kitle Lezyonu veya Uzak Kitle Lezyonları ile İlişkili Ataksi

Posterior fossa kitle lezyonunun dışlanması sıklıkla ataksinin değerlendirilmesinde önemli bir düşüncedir. Şüphelenilen kitle, primer veya metastatik olabilir ve lokal olarak intraaksiyal veya ekstraaksiyel olabilir. Pediyatrik hastalarda en yaygın görülen intraaksiyal posterior fossa lezyonları; medulloblastomlar, kistik astrositomlar, ependimomlar ve beyin sapı gliomlarıdır. Yetişkinlerde, intra-aksiyal hemanjiyoblastomlar, koroid pleksus papillomları, ekstraaksiyal menenjiyomlar ve intra-aksiyal, ekstraaksiyal veya diffüz leptomeningeal metastatik süreçler daha yaygın görülür. İzole frontal lob ve talamik kitle lezyonları da yürüyüş ve ekstremite ataksisinin farklı belirtileriyle ortaya çıkabilir. Kontrendike olmadıkça, beynin tümünün kontrastsız ve kontrastlı MRG’si, bir posterior fossa veya diğer intrakranial kitle lezyonlarının ilk dışlanmasında veya karakterizasyonunda (tanımlanmasında) hemen hemen her zaman BT’den daha üstündür.

Lhermitte-Duclos hastalığı (displastik gangliositoma), yavaş büyüyen benign serebellar hamartom veya konjenital bir malformasyondur. Semptomlar lokal kitle etkisi ile ilişkilidir. MRG, korteks ve folia tutulumlu ve genellikle T2 sinyal yoğunluğunun arttığı bir serebellar hemisfer kitlesini gösterir. Serebellar korteks ile izointens özellikte karakteristik iç eğrisel bantlar da vardır. Kitle kontrast ile gelişmez ve kısıtlı difüzyon gösterebilir. Kutanöz ve kutanöz olmayan hamartomlarla karakterize otozomal dominant bir hastalık olan Cowden sendromu ve meme, tiroid, gastrointestinal ve genitoüriner neoplaziler için artmış riski ile sıklıkla ilişkilidir.

Paraneoplastik serebellar dejenerasyon, klinik olarak, yürüyüş ve ekstremite ataksisinin subakut veya akut başlangıcı, dizartri ve oküler dismetri ile karakterizedir. Paraneoplastik sendromlar herhangi bir primer tümörden kaynaklanabilir, ancak en yaygın olarak meme, jinekolojik ve akciğer tümörleri ve Hodgkin hastalığı ile ilişkilidir.

Reklam

Tipik olarak, beyin parenkiminin tümör ekimi (seeding), doku örnekleme veya görüntüleme ile gösterilmemiştir. Başlangıçtaki tümör hücre tipine bağlı olarak serumda ve dokuda birkaç antinöronal antikor tanımlanmıştır. Hafif dereceden orta dereceye kadar serebellar kortikal atrofi belirgin hale geldiğinde, MRG genellikle bozukluğun geç dönemlerine kadar normaldir. Nadiren, serebellum veya diğer tutulumlu beyin parankimal alanlarının hiperintensitesi, T2 ağırlıklı MR sekanslarında tanımlanabilir. BT görüntüleme ve/veya pozitron emisyon tomografisi (PET) görüntüleme, altta yatan primer klinik olarak belli olmadığında endike olabilir.

Demiyelinizan Bozukluklar (Hastalıklar)

Multipl skleroz hastaları ataksi ile birlikte başvurabilir veya bu hastalarda sonradan ataksi gelişebilir. Bu hastalarda, MRG (kontrastsız ve kontrastlı), difüzyon görüntüleme, spektroskopi, perfüzyon görüntüleme ve manyetizasyon transfer (MT) görüntülemenin her biri destekleyebilir ancak her biri ayrı ayrı tanı koymayabilir. T2 ağırlıklı MRG’lerde hiperintensitenin çoklu (multipl) oval-şekilli periventriküler bölgelerinin varlığı, jeneralize serebral hacim kaybı, kallosal ve optik sinir tutulumu ve aktif lezyonların halka genişlemesi (artışı) tipiktir. Spesifik MRG bulgularının detaylı açıklaması ve hasta değerlendirmesi ile yönetimi için ileri MRG tekniklerinin kullanımı başka yerlerde gözden geçirilmiştir.

Konjenital Bozukluklar

Ataksiyle ilişkili birçok bozukluk doğuştandır.  Bu bozuklukların tümü için MRG BT’ye tercih edilir. Bu bozukluklar en sık erken çocukluk döneminde ataksi gösterir (geliştirir). Bazıları sporadiktir, diğerleri ise bilinen veya görünen bir genetik temele sahiptir . Konjenital ataksi ile birlikte ortaya çıkan klinik anormallikler; hafif-şiddetli mental retardasyon, işitme kaybı, optik atrofi, katarakt, büyüme geriliği, nöbetler, yarık damak ve spastisite veya azalmış kas tonusunu içerebilir. Bu iyi karakterize edilmiş konjenital ataksi ile ilişkili bozukluklarda, görüntüleme bulguları genellikle serebellar vermisin spesifik olmayan (nonspesifik) hipoplazisini, tüm serebellumun hipoplazisini veya konjenital serebellar gelişimsel displaziyi içerir. Ayrıca, ilgili görüntüleme değişiklikleri arasında beyin sapı hipoplazisi, lissensefali, aprosensefali, mikrosefali veya değişken ve daha az belirgin serebral gelişimsel değişiklik (değişim) yer alabilir.

Dandy-Walker sendromu, serebellar vermisin hipoplazisi ile karakterize edilir ve/veya baskın olarak serebelluma posterior ancak dördüncü ventrikül ile sürekli kistik olan bir serebrospinal (beyin-omurilik) sıvısı toplanmasını gösterir. Dandy-Walker hastaları ataksi, nistagmus, kranyal sinir felci, apne epizodları, hidrosefali ve kognitif disfonksiyon ile başvururlar. Torcula genellikle yükselir ve posterior fossa genellikle genişler. Hidrosefali sıklıkla ilişkilidir ve serebral korteks ile korpus kallozum tutulumlu serebral gelişimin anomalileri olabilir. Diğer konjenital veya edinsel (sonradan kazanılmış) posterior fossa kistlerinden farklılaşma önemlidir.

Konjenital ataksi, hipotoni ve okülomotor ataksi ile birlikte Joubert sendromu, orta beyin ve serebellum tutulumlu benzersiz görüntüleme değişikliklerine sahiptir (beyin sapının “molar diş”  konturu (kenarı) görünümü veya dördüncü ventrikülün “yarasa kanadı” konfigürasyonu). Her biri biraz değişken klinik ve görüntüleme özelliklerine ve farklı lokusları içeren genetik değişimlere sahip dört tip (tür) tespit edilmiştir.

Rhombensefalosinapsis, tek başına veya diğer gelişimsel anomalilerle birlikte ortaya çıkabilen nadir bir serebellar displastik süreçtir. Rhombensefalosinapsis, serebellar hemisferlerin füzyonu, dentat nükleusların birleşmesi (eklenmesi) veya füzyonu ve üstün serebellar pedinküllerin füzyonu ile birlikte vermian (vermis) agenezini gösterir. Lateral ventriküller genellikle büyür ve talamik çekirdekler kaynaşabilir.

Konjenital ataksi, perinatal serebral enfarktüs ile ilişkili olarak ve konjenital sitomegalovirüs veya merkezi sinir sisteminin diğer enfeksiyöz süreçleriyle ilişkili olarak da ortaya çıkabilir.

Ataksik serebral palsi, diğer serebral palsi formlarına (türlerine) göre nadirdir ve görüntüleme bağıntıları iyi tanımlanmamıştır.

Kalıtsal ve İdiopatik Dejeneratif Süreçler

Kalıtsal ataksiler, nedensel (neden olan) genleriyle (bilindiğinde) ve kalıtım şekillerine (otozomal dominant, otozomal resesif, x’e bağlı veya mitokondriyal) dayanılarak sınıflandırılır. Bu bozuklukların her birinde MRG tercih edilen görüntüleme modalitesidir. Bu hasta grubunda, aile öyküsü, fizik muayene bulguları ve MRG’nin serebellumu ve pons, medulla, spinal kord, serebral korteksin farklı kombinasyonlarını ve optik sinirleri içeren atrofi bulguları ile birlikte geniş bir yelpazede potansiyel tanısal değerlendirmeler önerilmektedir. BT görüntülemede dentat kalsifikasyon tanımlanabilir. Ancak kesin tanı moleküler genetik testlere dayanır. Serebellar ataksi baskın ve bazen tek klinik bulgu olurken, spastisite, nöropati, nöbetler, ekstrapiramidal semptomatoloji, mental retardasyon, bilişsel gerileme, nistagmus, görme kaybı, spazmodik öksürük ve migren benzeri ataklar da ilişkili olabilir. MRG neredeyse her zaman tercih edilen görüntüleme aracıdır.

Saptanan otozomal dominant spinoserebellar ataksiler (AD-SCA’lar) arasında spesifik tanısal terimlendirme, spinoserebellar dejenerasyon, Marie ataksisi ve olivopontoserebellar atrofi (OPCA) gibi daha az spesifik terimlerin yerini almaktadır. AD-SCA bozuklukları arasında, şimdiye kadar 30’dan fazla farklı ve ayrı genetik anormallik tespit edilmiştir. OPCA terimi sadece klinik ve patoloji ile ilişkili “serebellar-artı” semptomatoloji kombinasyonuna sahip olan, serebellar ve beyin sapı atrofisi ile ilgili görüntüleme bulguları olan ve tanımlanamayan bir genetik kökene sahip olan olgular için bir etiket (tanımlama) olarak kullanılmaya devam etmektedir. “İdiyopatik geç başlangıçlı serebellar ataksi” tanımlaması, baskın serebellar semptomatolojisi olan, ailede ataksi öyküsü bulunmayan ve tanımlanmış bir genetik belirtecin bulunmadığı farklı ve anlamlı derecede geniş bir grup erişkin hastayı tanımlamak için ayrı olarak kullanılır. Bu hastalarda MRG genellikle serebelları ve pontin hacim kaybını gösterir.

Spinoserebellar ataksi tip 2 (SCA2), yavaş ilerleyen ataksi, dizartriya, nistagmus ve başlangıçta etkin ancak daha sonra tendon refleksleri olmayan, periferik nöropatiyle ilişkili olan bir AD-SCA türüdür. Distoni, parkinsonizm ve demans da mevcut olabilir. Semptomlar 20 yaşından önce ortaya çıktığında daha hızlı ilerlemektedir. Görüntüleme bulguları, serebellar ve pontin hacim kaybı ile serebral hemisferlerin de tutulumlu olduğu derin beyaz cevher değişiklikleridir. Transkraniyal beyin parankimi ultrasonu, SCA2’li ve parkinsonizmi olmayan hastaların çoğunda substantia nigra’nın artmış ekojenitesini göstermektedir. Substantia nigra’nın artmış ekojenitesi de ayrıca SCA3 ve SCA 17’de görülebilir; dentat nükleus hiperekojenitesi ve dördüncü ventriküler genişlemesi, transkranyal sonografide SCA3’ün karakteristik özellikleridir. SCA2 nispeten yaygın bir AD-SCA formu olmasına rağmen (bir çalışmada AD-SCA vakalarının % 13’ü), klinik ve görüntüleme özellikleri kesin bir tanıya izin vermez. Moleküler genetik analiz gereklidir. Marie’nin ataksi ve AD-OPCA vakalarının çoğu ancak hepsi değil, SCA2’yi temsil ettiği düşünülmektedir.

Spinoserebellar ataksi tip 3 (SCA3) (Machado-Joseph hastalığı), AD-SCA’lı hastaların % 23’ünü oluşturmaktadır. Semptomlar en sık olarak, serebellar ataksi, spastisite, periferik nöropati, yüz ve dil atrofisi ile bulbar disfonksiyonu ve arada sırada miyoklonus veya entellektüel bozukluğun ikinci ila dördüncü on yılında (20-40 yıl) bir başlangıcı içerir. Alt türler açıklanmıştır. MRG değişiklikleri arasında serebellum, pons ve medulla tutulumlu hacim kaybı ve globus pallidus’un posterior ve medial kenarları (marjinleri) boyunca yüksek T2 sinyal yoğunluğunun doğrusal (lineer) bir bölgesi bulunur.

Reklam

Voksel bazlı morfometri (VBM) dahil olmak üzere kantitatif MRG, SCA tip 1, 3 ve 6, SCA2 ve 17’nin değerlendirilmesinde ve karakterize edilmesinde yardımcı olabilir. Beyaz cevher (madde) bütünlüğünün kalitatif ve kantitatif difüzyon tensör görüntüleme ölçümleri, sporadik ve kalıtsal ataksisi olan hastalarda da yararlı olabilir.

Dentatorubral-pallidoluysian atrofi (DRPLA), erişkinlerde bozukluk meydana geldiğinde ilerleyici (progresif) ataksi, koreoatetoz ve demans veya karakter değişiklikleri ile karakterizedir. Çocuklarda ataksi, miyoklonus, epilepsi ve ilerleyici (progresif) entellektüel bozulma ile karakterizedir. MRG, serebral kortikal atrofi ile serebellar ve beyin sapı hacim kaybını gösterir. Serebral hemisferlerdeki derin beyaz cevherde, talamusta ve beyin sapındaki daha az sinyal yoğunluğu, T2-ağırlıklı MRG’lerde artmış olabilir. Tanı, genetik belirteçlerin tanımlanması yoluyla belirlenir.

Otozomal resesif spinoserebellar ataksiler (AR-SCA’lar), birçok altta yatan genetik bozuklukla ilişkili olabilir. En yaygını, 1-2 / 50.000 nüfus yoğunluğuna sahip Friedreich’in ataksisidir. Genellikle ilk veya ikinci on yıl içinde başlangıca sahiptir. Semptomlar ilerleyicidir, azalmış kas gerilme refleksleri, upgoing ayak parmakları, titreşim ve pozisyon için duyu kaybı, pes cavus ve kardiyomiyopati ile karakterizedir. Görüntüleme bulguları, azalmış spinal kord ve medulla kesit alanını ve düzensiz bir şekilde serebellar hacim kaybının varlığını içerir. Tanı, moleküler genetik test yoluyla konulur.

Ataksi-telanjiektazi (A-T), ilerleyici serebellar ataksi, konjunktivanın telanjiektazileri, okülomotor apraksi, koreoatetoz ve sık görülen enfeksiyonların bulguları olan bir AR-SCA’dır. Semptomlar 1 ile 4 yaş arasında başlar ve nüfusa (popülasyona) dayalı prevalans 1 / 40,000-100,000’dir. Hastalar kısmen iyonize radyasyona karşı artan bir duyarlılıkla ilişkili olarak lösemi ve lenfoma olma riski altındadır. MRG, serebellar hemisferlerin lateral kısımlarının başlangıç selektif atrofisini ve daha sonra, inferior ve superior serebellar kortikal bölgeleri kapsayacak şekilde hacim kaybının genişlemesini gösterir. Vermis ayrıca, daha aşağı kısımlarında olduğundan daha üst kısımlarında, atrofik hale gelir. Laboratuvar testleri, yükselmiş serum alfa-fetoprotein, kan mononükleer hücrelerinde ataksia-telanjiyektazisi mutasyona uğramış proteinin yokluğu, periferal lenfositlerde 7:14 bir kromozom translokasyonunun varlığı ve immün yetmezlik varlığını tanımlayarak A-T tanısını desteklemektedir. Birkaç daha az yaygın AR-SCA burada tartışılmayacaktır.

Frajil X tremor/ataksi sendromu (FXTAS), ilerleyici (progresif) ataksinin X’e bağlı bir nedenidir. Frajil X sendromu, ayrı fakat ilişkili bir bozukluk olup, mental retardasyonun en yaygın genetik nedenidir. Frajil X sendromu, frajil-X mental retardasyonu 1 geninin baskılanmasından (susturulmasından) kaynaklanır. Baskın klinik bulgular; karakteristik fasiyesleri, gelişimsel gecikmeyi ve mental retardasyonu içerir. Bununla birlikte, FXTAS, frajil-X sendromunun taşıyıcıları olan, çoğunlukla erkekleri, yetişkinleri içerir. Hepsinin “premutasyon” alelleri vardır ve tremor, ataksi, otonomik instabilite, parkinsonizm ve bilişsel gerileme ile ilgili önemli ve ilerici klinik bulgular gösterirler. FXTAS’ın karakteristik MRG bulguları arasında beyin sapı atrofisi ve serebral kortikal atrofi yer almaktadır. T2 ağırlıklı MRG’lerde atrofik orta serebellar pedinküllerin beyaz cevherinde ve derin ve subependimal serebral beyaz cevherde yoğunluk artışı olabilir.

Multipl sistem atrofisi (MSA) başlangıçta ataksi (MSAc) veya parkinsonizm (MSAp) ile ortaya çıkabilen sporadik nörodejeneratif bir bozukluktur. Başlangıcı genellikle 50 yaşından sonradır ve erken ek bulgular belirgin otonomik disfonksiyon ve spastisiteyi içerebilir. Önceden bildirilen sporadik OPCA ve ShyDrager sendromu vakaları büyük olasılıkla şimdi MSA olarak bilinenleri temsil etmektedir. MSAc, dizartri ile yürüyüş ve ekstremite ataksisi ve başlangıçta geç-başlangıçlı serebellar atakside gözlenen bulgulara benzeyen okülomotor anormallikler ile karakterizedir. Disotonomi ve parkinsonizm sonunda gelişecektir. MRG, pons, serebellum ve putamen atrofisini gösterir. Pons ve orta serebellar pedinküller T2 ağırlıklı görüntülerde hiperintensite gösterebilir. Putamen, T2 ağırlıklı MRG’lerde sinyal yoğunluğunda genellikle düşüktür, buna rağmen putamenin lateral kısmında dar bir sinyal yoğunluğu bandı görülebilir.

İdiyopatik Parkinson hastalığı (PD) ve atipik nörodejeneratif parkinsonizm bozuklukları (MSA gibi) olan hastaların fonksiyonel görüntülemesi, I-123 Ioflupane SPECT (DaT taraması) içerir. Dopamin taşıyıcısı (DaT) görüntüleme, striatal dopamin eksikliği olan parkinsonizm şüphesi veya premotor vakalarında ve PD ilerlemesinin izlenmesinde (takibinde) dopaminerjik disfonksiyonun saptanmasında faydalı olabilir. Normal DaT görüntüleme, vasküler parkinsonizm ve diğer PD mimiklerinin hariç tutulmasında (dışlanmasında) yardımcı olabilir.

Progresif ataksi, zaman zaman MERRF (düzensiz kırmızı kas lifli miyoklonik epilepsi), NARP (nöropati, ataksi ve retinitis pigmentosa), Leigh sendromu ve Kearns-Sayre sendromu gibi mitokondriyal bozukluklarla ilişkilidir. Nöbetler, sağırlık, diabetes mellitus, kardiyomiyopati, retinopati ve kısa boyluluk (boy kısalığı) gibi ek klinik bulgular sıklıkla ilişkilidir. NARP’de, MRG’de serebral ve serebellar atrofi görülebilir. Leigh sendromunda, BT’de bazal gangliyonlarda bilateral simetrik düşük atenüasyon olabilir ve T2 ağırlıklı MRG’lerde beyin sapında ve/veya bazal gangliyonlarda artmış sinyal yoğunluğu (şiddeti) görülebilir.

Koenzim Q10 eksikliği, genellikle başlangıcı çocukluk çağında ve sıklıkla nöbetlerle ilişkili olan serebellar ataksisi olan kişilerde tanımlanmıştır. MRG serebellar hacim kaybını gösterebilir. Semptomlar, koenzim Q10 ile tedaviye yanıt verebilir.

Kaybolan beyaz cevher hastalığı, en belirgin başlangıç semptomu ataksi olan kalıtsal bir erken çocukluk lökoensefalopatisidir. Ergen ve erişkin başlangıcı tanımlanmasına rağmen, başlangıçcı en sık 2 ila 6 yaşlarında görülür. MRG, diffüz artmış beyaz cevher T2 sinyal yoğunluğunu ve hem serebral hem de serebellar beyaz cevher hacmindeki progresif ve kapsamlı bir kaybı gösterir. Subkortikal beyaz cevher başlangıçta korunabilir.

Süperfisiyal Sideroz

Bu kalıtsal olmayan bozuklukta, hemosiderin, tekrarlayan, sıklıkla sessiz, subaraknoid kanamanın sonucu olarak beyin ve omurilik subpial katmanlarında birikir. En belirgin semptomlar yavaş ilerleyen ataksi ve işitme kaybıdır. MRG, T2 ağırlıklı MRG’lerde korteks, beyin sapı ve/veya spinal kord üzerinde hipointens bir kaplama gösteren kesin tanı prosedürüdür. Serebellum atrofiye olabilir. Üst (superior) vermis ve anterior serebellar hemisferler tercihen etkilenebilir. Hem gradiyent-eko T2 ağırlıklı MRG’ler hem de yüksek alan gücü kullanan mıknatıslarla oluşturulan görüntüler hemosiderin birikimi için duyarlılığı artırır.

Reklam
Spinal Kord ve Periferik Sinir İlişkili Ataksi

Potansiyel olarak spinal korddan veya spinal korddaki kökler/sinirlerden ortaya çıkan patolojik süreçlere bağlı olarak ortaya çıkan ataksinin değerlendirilmesi, intravenöz kontrastsız ve kontrastlı yüksek çözünürlüklü T1 ve T2 ağırlıklı aksiyel ve sagittal MRG’leri gerektirir. Görüntüleme posterior sütunlara ve sinir köklerine odaklanmalıdır. Pernisiyöz anemide, görüntüleme bulguları bozukluğun süresine ve şiddetine bağlıdır. Spinal kord şişmiş görünebilir ve özellikle T2 ağırlıklı MRG’lerdeki arka kolonlarda hiperintensite gösterebilir. Sonuç olarak, atrofi ve persistan gliozis gelişebilir veya alternatif olarak tüm görüntüleme bulguları tedavi ile düzelebilir. Hipertrofik, inflamatuar veya postinfeksiyöz polinöropatili hastalarda, MRG ile birlikte sinir kökü artışı ve genişleme gösterilebilir.

Beslenme Eksikliği, Toksinler ve İlaçlar

Bu bozuklukların her birinde MRG tercih edilen görüntüleme modalitesidir. Çözücü madde (solvent) kötüye kullanımı ya da çözücü maddelere toksik (zehirli) maruz kalmak, yürüme bozukluğu ve ensefalopatiye neden olabilir. MRG anormallikleri, diffüz kortikal atrofik değişiklikler ve beyaz cevher, bazal gangliyon ve talamide T2 ağırlıklı görüntülerde hiperintensite ile karakterizedir. Metil-civa zehirlenmesi (Minamata hastalığı), kontamine deniz ürünlerinin alınmasından kaynaklanan nörolojik bir hastalıktır. Ataksi, görme kaybı ve duyusal bozukluk ile karakterizedir. Etkilenen hastalarda MRG, kalkarin korteksinin yanı sıra serebellar vermis ve hemisferlerin atrofisini gösterir.

Metronidazol (Flagyl) ile indüklenen serebellar toksisite ataksi semptomları ile ilişkilidir. T2 ağırlıklı görüntülerde (imajlarda) MRG bulguları arasında en sık dentat nükleusunda bilateral simetrik hiperintensite; anormal sinyal yoğunluğunun daha az yaygın olan alanları arasında dorsal medulla ve pons, orta beyin ve korpus kallozumun spleniumu bulunur. Sınırlı difüzyon bu yerlerde de mevcut olabilir. Semptom çözünürlüğü ile MRG normal hale gelir.

Daha önce merkezi ve/veya ekstrapontin miyelinoliz olarak bilinen ozmotik demiyelinizasyon sendromunda, serebellar veya ekstrapiramidal semptomlar gözlenmiştir. Daha tipik olarak hastalar koma, locked-in (kilitli kalma) sendromu veya kuadriparezi gösterirler. Bu bozukluk tipik olarak hiponatremi durumunda ve onun hızla düzeltilmesinde, sıklıkla kronik alkolik ve yetersiz beslenen hastalarda görülür. Tegmentum, ventrolateral pons ve kortikospinal traktusların korunmasında santral ponslarda artmış T2 sinyal yoğunluğu karakteristik bulgudur.

Ataksinin başlangıç semptomlarına sahip bir lökoensefalopatinin de eroin buharlarının kronik inhalasyonunu takiben meydana geldiği bildirilmiştir. Dentat nükleusun korunması ile birlikte serebellar beyaz cevherde bilateral simetrik artmış T2 sinyal yoğunluğunun karakteristik ve oldukça spesifik bir şekli, erozine bağlı lökoensefalopatide bildirmiştir.

E vitamini eksikliği, edinilmiş bazı gastrointestinal bozukluklarla veya E vitamini taşınmasında (transportunda) otozomal resesif defektlerle birlikte görülebilir. Semptomlar zayıflık, arefleksi ve retinal dejenerasyon ile ilişkili ataksiyi içerir. Görüntüleme, T2 ağırlıklı MRG’lerde spinal kordun (omuriliğin) posterior sütunları tutulumlu serebellar atrofi ve hiperintensite göstermiştir.

Kronik etanol kötüye kullanımı, ataksi ve multipl diğer nörolojik işlev bozukluğu semptomları ile ilişkilidir. Bu semptomlar, etanolün ve onun metabolik ürünlerinin nörotoksisitesinden, ilişkili kronik karaciğer hastalığından, ikincil beslenme eksikliklerinden ve aynı zamanda yutulan diğer toksinlerin etkisinden kaynaklanır. MRG, özellikle üstün (baskın) olarak serebellar vermisin atrofisini ve bunun yanı sıra pons, medulla ve serebral hemisferleri içeren hacim kaybını gösterir.

Wernicke ensefalopatisi tiamin eksikliğine bağlıdır. Klasik olarak ataksi, değişen mental durum ve oküler motilitenin anormalliği ile kendini gösterir. MRG, T2 ağırlıklı sekanslarda hiperintensite, intravenöz gadolinyum enjeksiyonunu takiben reversibl genişleme (artış) ve mammiller cisimler,  üçüncü ventriküle komşu hipotalamus, periakuaduktal gri ve beyaz cevher, pulvinar ve talamik çekirdeğin dorsomedial kısımları dahil olmak üzere multipl (çoklu) yapılardaki reversibl (geri dönüşümlü) sınırlı difuzyonu gösterir. Bu bölgelerde benzer küçük hemorajik odaklar da oluşabilir.

Reversibl (Geri dönüşümlü) posterior lökoensefalopati en sık baş ağrısı, değişmiş bilinç, görme bozukluğu ve nöbetler ile karakterizedir. Ataksi, özellikle beyin sapı veya serebellar tutulum olduğunda bir bileşen olabilir. Öncül klinik koşullar arasında hipertansiyon, eklampsi, böbrek hastalığı ve sitotoksik veya immünsüpresan ilaçların kullanımı yer alır. MRG bulguları, T2 ağırlıklı görüntülerde posterior parietal ve oksipital loblarda bilateral ve genellikle simetrik yam tarzı (patchy) ve konfluent hiperintensitenin varlığını içerir. Sinyal anormallikleri, bazal gangliyon, serebellum, beyin sapı ve frontal lobu da içerebilir. Beyaz cevher genellikle korteksten daha fazla tutulumlu olabilir, ancak derin gri cevher de etkilenebilir. Kontrast verilmesini takiben az iyileşme olur veya hiç iyileşme olmaz. Anormal sinyal şiddeti odaklarına komşu intrakraniyal kanama bildirilmiştir. Predominant beyin sapı tutulumu da, difüzyon ağırlıklı MRG’lerde görülen su difüzyonunun kısıtlanması ile de tanımlanmıştır; su difüzyonu daha sonra klinik sendromun çözünürlüğü ile artabilir.

Varyant 2: İnmenin Olası Bir Belirtisi Olarak Akut Ataksi (Yetişkin veya Çocuk)

İskemik veya hemorajik olaylar serebellum, medulla, pons, mezensefalon, kırmızı nükleus, talamik nukleus veya internal kapsülün arka ekstremitesini ya da frontal veya parietal serebral korteksi besleyen vasküler dağılımlara izole edildiğinde ataksiye neden olabilir. Pons ve medulla tutulumlu medial yerleşimli infarktlar nadiren ataksi ile ilişkilidir. Bazı adlandırılmış sendromlar beyin sapı enfarktüsünün ataksisi ve fokal bölgeleri ile ilişkilidir. Posterior inferior serebellar arterin (lateral meduller sendromu veya Wallenberg sendromu) dağılımındaki enfarktüsler, spesifik bir ataksi sendromu ile ilişkili olan beyin sapı enfarktüsünün en yaygın şeklidir. Semptomlar; ipsilateral hemiataksi, vertigo, dizartri, pitoz ve miyozistir. Beyin sapı ve serebellar enfarktüs baskın olarak arteriyel olmasına rağmen, venöz enfarktüs de düşünülmelidir. Ataksinin görüntülemesinin değerlendirmesi genellikle su difüzyon karakterizasyonu ve time-of flight (TOF) MR anjiyografisi ile MRG gerektirir. T1 ağırlıklı görüntüler kullanılarak, yağ satürasyonu olmadan ve yağ satürasyonu ile birlikte MRG ile boyun damarlarının değerlendirilmesi, arteriyel diseksiyonu dışlamaya yardımcı olur. Santral veya dural venöz tromboz şüphesi varsa MR venografisi düşünülmelidir. Kateter bazlı tanısal anjiyografi ve/veya BT anjiyografi onaylama için gerekli olabilir.

Reklam

Posterior fossa veya supratentoryal beyin parankimi tutulumlu olduğunda, vasküler malformasyonlar, anjiyopati veya anevrizma rüptürü akut ataksiye neden olabilir. Akut veya subakut kanama için değerlendirirken beyin ve BT anjiyografinin BT görüntülemesi MRG’nin yerini alabilir veya onu tamamlayabilir.

Tekrarlayan veya paroksismal ataksi, epilepsi ve migren dahil olmak üzere çeşitli bozukluklarla ilişkilendirilmiştir. Aksi halde sağlıklı çocuklarda yüksek sistemik ateşle geçici ekstremite ve gövde ataksisi oluşabilir. Bu bozukluklar idiopatik olabilir veya membran kalsiyum ya da potasyum kanal fonksiyonundaki anormalliklere veya değişmiş sinaptik glutamat taşınmasına bağlı olabilir. MRG, tercih edilen görüntüleme yöntemidir. MRG normal olabilir, serebellar hacim kaybını gösterebilir veya T2 ağırlıklı görüntülerde kortikal hiperintensitenin geniş alanlarını gösterebilir. Bu görüntüleme bulguları olası eş zamanlo hemiplejik migren oluşumu veya son zamanlardaki nöbet aktivitesi ile ilişkili olabilir.

Varyant 3: Şüphelenilen Enfeksiyonun Bir Belirtisi Olarak Akut veya Subakut Ataksi (Erişkin veya Çocuk)

Birçok enfeksiyöz ve postinfeksiyöz süreç ataksiye neden olabilir. Serebellumda enfeksiyöz süreçle ilişkili değişikliklerin saptanması, posterior fossada MRG’nin üstün kontrast çözünürlüğü (rezolüsyonu) nedeniyle BT’ye göre kontrastsız ve kontrastlı MRG ile en iyisidir.

Bakteriyel serebellit, serebral hemisferler tutulumlu olarak menenjit veya serebrit ile ilişkili ortaya çıkabilir. Etiyolojiler, çoğunlukla temporal kemikten kaynaklanan, penetran travma veya bir epidural enfeksiyonun transdural uzantısını içerir. Difüzyon ağırlıklı imajlar (görüntüler) ve MR spektroskopisi ayırıcı tanıyı daraltabilir. Herpes ve arborvirüs de dahil olmak üzere multipl viral süreçler de beyin sapı ve serebellum tutulumlu olabilir.

Varyant Creutzfeldt-Jakob hastalığı (vCJD) (ayrıca sığır spongiform ensefalopati olarak da bilinir) ailesel Creutzfeldt-Jakob hastalığı (fCJD) ve sporadik Creutzfeldt-Jakob hastalığı (sCJD) en sık saptanan prion ilişkili spongiform ensefalopatilerdir. vCJD ve sCJD ve her biri davranışsal, duygusal ve entelektüel bozulma ile ortaya çıkabilir. Sonunda ataksi ve dizartri gelişebilir. sCJD’de stupor, koma ve miyoklonusa hızlı progresyon görülürken, klinik seyir vCJD’de daha uzamış olabilir. MRG, T2 ağırlıklı görüntülerde, inversiyon sekanslarında ve kaudat nükleusları, putamen ve frontal, paryetal ve oksipital korteks bölgelerindeki difüzyon ağırlıklı sekanslarda hiperintensite gösterir. Sinyal yoğunluğunda bu değişiklikler başlangıçta asimetrik olabilir. Sonuç olarak, diffüz beyin atrofisi gelişir. CJD’nin tüm formları, talamik nükleuslarda ve T2-ağırlıklı ve difüzyon ağırlıklı görüntülerde bilateral olarak pulvinar içinde hiperintensite göstermesine rağmen, bu fokal değişiklikler özellikle vCJD’de belirgindir.

Akut serebellar ataksi olarak da adlandırılan akut serebellit, çocuklukta baskın olan, ancak yalnızca çocuklukta olmayan, paraenfektif bir bozukluktur. Semptomlar baş ağrısı, ataksi ve fotofobidir. İntrakraniyal basınç artabilir ve beyin sapı tutulumlu olabilir. MRG, serebellar hemisferlerde T2 ağırlıklı görüntülerde kitle etkisi ile hiperintensite gösterir. Bilateral tutulum, tek taraflı tutulumdan daha sık görülür. BOS akışının tıkanması, ventrikülomegali ve posterior fossa yapılarının yukarı doğru herniasyonuna neden olabilir. Serebellar menenjler intravenöz kontrast verilmesini takiben gelişebilir. Posterior fossada cerrahi dekompresyon gerekli olabilir. Takipte görüntüleme serebellar atrofiyi gösterebilir.

Bickerstaff ensefaliti, en yaygın olarak viral bir hastalığı takip eden bir beyin sapı ve serebellar inflamatuar hastalığıdır. Ataksi ve oftalmopleji ile karakterizedir, MRG ile birlikte kitle etkisi, T2 ağırlıklı MRG’lerde hiperintensite ve pons, medulla ve serebellumun bölümleri içinde kısıtlı difüzyon gösterir.

Guillain-Barré sendromunun bir varyantı olan Fisher sendromu, perifik ve merkezi sinir sistemi tutulumludur. Klinik olarak oftalmopleji ve serebellar ataksi ile karakterizedir. T2 ağırlıklı görüntülerde serebellum ve/veya beyin sapı içinde geçici hiperintensite görülebilir. Kranial sinirlerin ve spinal sinir köklerinin güçlendirilmesi gösterilebilir ve spinal kordun posterior kısımları T2 ağırlıklı MRG’lerde hiperintens olabilir. Sıvı ile zayıflatılmış inversiyon (dönüşüm) geri kazanımı (FLAIR) MRG’leri sıklıkla bu değişikliğin akut fazda en büyük avantaja sahip olduğunu göstermektedir. Serebellar atrofi genellikle iyileşme evresinde ortaya çıkar.

 

Varyant 4: Kafa Travması Sonrası Akut Ataksi (Erişkin veya Çocuk)

Yürüme dengesizliği, sarsıntı (concussion) sendromunun sık görülen bir bileşenidir ve posttravmatik ensefalopatiyle birlikte devam edebilir. Semptomlar, serebellar, vestibüler veya beyin sapı yapılarına zarar verebilir. Kalıcı ataksi, frontal lob yaralanması ile de ilişkili olabilir. Frontopontoserebellar traktusun (Arnold’s bundle) kesilmesi, ataksinin frontal lob lezyonu ile ilişkisini açıklayabilir. Bu yol, Brodmann’ın 10 nolu alanından kaynaklanır ve orta serebellar pedinkül yoluyla kontralateral serebelluma kasıtlı hareketle ilgili bilgi taşır. Bu traktusun (yolun) kendi seyri boyunca veya kökeninde kesintiye uğraması, frontal kortikal girdinin (input) serebellumunu bozar ve bu da bozulmuş koordinasyon ve lokomosyona neden olur. Akut travmanın görülmesi durumunda veya progresif (ilerleyici) travma sonrası ataksi olan olgularda, genişleyen bir kist veya ekstra aksiyel hematom ayrı olarak düşünülmelidir. MRG, değerlendirme için tercih edilen yöntemdir.

Özet

  • Her yaştaki hastalarda, ataksinin değerlendirilmesinde MRG genellikle tercih edilen başlangıç modalitesidir.
  • Uygun muayene seçimi ve yorumlanması için klinik öykü ve fiziksel bulgularla korelasyon (ilişkisi) önemlidir.
  • Ataksi omurga (spinal) kökenli olabilir. Beyin görüntüleme negatif veya belirsiz ise omurganın MRG’si düşünülebilir.
  • PET, SPECT, MR spektroskopisi ve transkranial ultrason gibi modaliteler genellikle daha zorlu klinik sorunlar (problemler) içindir.

 

Öngörülen İstisnalar

Nefrojenik sistemik fibrozis (NSF) skleroderma benzeri bulgular gösteren, sınırlı klinik sekellerden fatal durumlara kadar değişen bir dizi bozukluğu içerir. Ağır renal fonksiyon bozukluğu ve godolinyum içeren kontrast madde alımı ile ilişkili görünmektedir. Bu durum, diyaliz hastalarında ve nadiren GFR’si çok sınırlı (örn.<30 mL/dk/1.73 m2) hastalarda görülürken bunun dışındaki hastalarda hemen hiç görülmez. NSF ile ilgili birikmekte olan literatürde aksini savunan görüşler olsa da, diyaliz hastalarında olası yararları risklere açıkça üstün olmadıkça kullanılmaması, GFR’si 30 mL/dk/1.73m2 den düşük hastalarda kullanımının sınırlanması konusunda görüş birliği mevcuttur.

Kaynak

  1. American College of Radiology ACR Appropriateness Ataxia

 

Ani başlangıçlı soğuk, ağrılı bacak

blank

Bu yazımızda American College of Radiology’nin (ACR) uygunluk kriterleri ön adı ile yayınladığı kılavuzlardan Ani başlangıçlı soğuk, ağrılı bacak ile ilgili olan kılavuzu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yazımızda olası klinik senaryo varyasyonlarında tercih edilecek radyolojik görüntüleme metodlarını tablolarda bulabilirsiniz. İyi okumalar

Varyasyon 1: Ani başlangıçlı soğuk, ağrılı bacak
Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
Alt ekstremite arteriyografi 8 Bu prosedür, akut arter tıkanıklığının klinik şüphesi yüksekse tercih edilmelidir. ☢☢☢
Alt ekstremite kontrastlı BTA 7 Arteryal tıkanıklığın şüphesi daha düşük olan ve basal eGFR≥45 mL/min hastalarda arteriyografinin yerine düşünün. ☢☢☢
Alt ekstremite kontrastlı ve kontratsız MRA 7 Bu prosedür, toplam kontrast dozunu azaltmaya yardımcı olabilir. Kronik böbrek hastalığı hafif-orta olan hastalarda arteriografide önce düşünün. (GFR 30-89 mL / dakika). 0
Allt ekstremite kontrastsız MRA 5 Bu prosedür henüz diyalize girmemiş ancak eGFR<30mL/min olan hastalarda düşünün. 0
Alt ekstremite doppler 5 Bu prosedür problem çözme veya hedefle yönelik muayenlerin (örneğin, baypas greft) için yararlı olabilir. 0
Puan Skalası: 1,2,3: Genellikle uygun değil.

4,5,6: Uygun olabilir.

7,8,9: Genellikle uygun.

Relatif

Radyasyon

Düzeyi

Giriş

Ani başlangıçlı soğuk, ağrılı bacak akut alt ekstremite iskemsi olarakta bilininen durum doğrudan mortalitenin sebebi olmasa da morbiditeye önemli katkıda bulunur. Etyolojisi sınırlıdır, en sık olan sebep arteryal tıkanmadır. Total venöz tıkanması başka bir sebep olsa da çok sık karşılaşılan bir durum değildir. Genellikle alt ekstremitelerde şişlik, ağrı ve siyahımsı bir renk olarak bilinen klinik sonuçlar ortaya çıkarır. Distal nabız varlığı ile arter tıkanıklığı ayırt edilebilir. Diğer sebeplerden de uzun süre soğuk ve travmaya maruz kalma pek sık olmasa bile, sebepleri klinik olarak açıkça görülebilir.

Alt ekstremite iskemisi acil tedavi gerektirir. Hastanın uygun bakım altında altta yatan arteryal tıkanıklığın nedenini ve derecesini değerlendirilmesi gerekir. Mevcut tanısal çalışmalar invaziv kateter anjiyografi ve invaziv olmayan testlerdir. Noninvaziv görüntüleme yöntemleri; dubleks ultrason (US), manyetik rezonans anjiyografi (MRA) ve bilgisayarlı tomografi anjiyografi (BTA)’yı içerir.

Reklam

Arteriyografi

Kontrast madde ile yapılan anjiyografi, periferik vasküler tıkayıcı hastalığın saptanmasında tanısal altın standart olmaya devam etmektedir. Ancak, yeni ve daha az invaziv yöntemler yavaş yavaş yerini almaktadır. Arteriyografi (DSA) ile MRA (MR anjiografi) karşılaştırılırken bedel etkinliği konusunda tartışmalar devam etmektedir. Çünkü DSA invaziv karakterli ve geneillikle 4 saat veya daha fazla süren bir iyileşme periyodu vardır. Bazı ülkelerde hastalar hastanede bir geceden fazla kalabilir. DSA ile oluşan komplikasyonlar ortaya çıkarsa, ek müdahale ve hastanede kalış süresinin uzaması maliyetinin yanı sıra morbidite ve hatta mortalite ekleyebilirsiniz. Gerçekten bedel etkin düşünürsek herhangi bir noninvaziv metod DSA’nın yerini alabilir.

DSA ile komplikasyon insidansı büyük ölçüde değişir. İyotlu kontrast maddelerle de ilişkili riskler vardır. En endişe verici verici ve ölümcül olan ise sistemik reaksiyonlar ve kontrast nefropatisidir. Yeni başlayan soğuk, ağrılı ayak ile başvuran diyabetik ve bozulmuş böbrek fonksiyonuna sahip hastalarda nefrotoksik etkiler önemlidir. İyotlu kontrast madde kullanmayan Karbondioksit anjiyografi ya da diğer görüntüleme yöntemleri tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) <45 mL / dak / 1.73 m2 olan hastalarda düşünülmelidir.

 

Manyetik Rezonans Anjiografi

MRA arteriyel tıkayıcı hastalığın saptanmasında yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir. Erken görüntüleme protokolleri 30dk ya yakın zaman gerektirir. Ancak 3T manyetik alanlar, paralel görünütleme, multichannel coils, sekanslarında son gelişmeler akut bacak iskemisini hızlı değerlendirme sağlar. Ek olarak azalmış toplam muayene süreleri yanı sıra, hızlı kazanım hareket artefaktı ve venöz kirlenmeyi azaltır. Hareket artefaktı aynı zamanda otomatik görüntü kaydı protokolleri ile düzeltilebilir. Geliştirilmiş uzaysal çözünürlüğü ince kesitleri ve küçük damarların daha net görüntüye çevirir. MRA damar ve kollateralleri dahil arterial anatominin darlıklarını ve tıkanıklıklarının yol haritasını girişimsel radyoloji veya damar cerrahına gerekli bilgileri sağlar.

Reklam

Kısıtlamalar küçük arterleri değerlendirmeyi de içerir, daha iyi sonuçlar almak için daha fazla zaman harcanır. Doğuştan olan arterlerde ve vasküler stente bağlı artefakt bulunan hasta gereğinden fazla stenoz hakkında değerlendirme yapılır.

MRA ile başka bir tehlike de çoğu tekniklerde gadolinyum bazlı kontrast madde verilmesinin gerekli olmasıdır. Ancak, kontrast maddeleri almak, altta yatan böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda nefrojenik sistemik fibrozis riski gerçekleştirilmesi ile ilişkili komplikasyonlar vardır. Bu tarz hastalarda diğer yöntemleri kullanma isteğinde veya gadolinyum bazlı kontrast maddenin kullanımı sınırlamada artış olmuştur.1,5T ye göre 3T’yi kullanarak görüntü kalitesinden ödün vermeden daha az kontrast madde kullanılabilir. Kontrastsız MRA’da yararlı olabilir. Bununla birlikte başka tekniklerde özellikle dolaşımı değerlendirmek için gerekli olacaktır. Ek çalışmalar, potansiyel klinik yararları ve kontrast maddelerin maliyet etkinliğini teyit etmek için gerekli olacaktır.

Bilgisayarlı Tomografi Anjiografi

Multidetektör teknolojisi bariz şekilde BT çekilme zamanını kısaltmıştır. Ayrıca uzaysal çözünürlüğü ve damar görüntü kalitesini arttırmıştır. Multidetektör BT (MDBT) 30 saniyeden az sürede tek seferlik bolus kontrast madde ile ayak bileklerine kadar görüntü sağlayabilmektedir. 64 sıra veya daha büyük MDBT özellikle küçük damarlardaki stenozu tanımada tespiti ciddi ölçüde arttır. Dinamik, zaman odaklı “4-D” BTA doğruluğu arttırılabilir ancak bunun için daha fazla çalışmalara ihtiyaç vardır.

Maksimum yoğunluk projeksiyonlar (distal infrapopliteal bölge) büyük damarlar için çok doğru ama daha küçük damarlar için doğruluğu daha azdır. Volüm yorumlama, endoluminal rekonstraksiyonu içeren embolik veya vasküler endotelyal hasarlanmayı yorumlamada iyidir. Aynı zamanda ağırlıklı olarak kalsifiye damarları değerlendirmede önemlidir. Ancak tek başına hacim yorumlama görüntüleri veya maksimum yoğunluk projeksiyonları yorumlama vasküler lezyonların karekterize etmekte yetersizdir. Her zaman aksial veri kümesi ve multiplanar yeniden formatlanmış görüntülerin değerlendirilmesi eşlik etmelidir.

Reklam

BTA periferik arter hastalıklarının değerlendirilmesinde MRA ile kıyasla daha doğru olduğunu kanıtlamıştır. BTA’nın MRA göre avantajları: kalp pili veya defibrilatörü olan hastalarda MRA’nın kontraendike olması, bedel etkin olması ve yaygın kullanılabilirliğidir.

BTA bir dezavantajı da ağır kalsifikasyon arterlerde lümen tasviri sınırlıdır. Kalsiyum kaynaklı artefakt stenozun abartılmasına sebep olur. Teorik olarak, çift enerjili veya spektrumlu BTA, farklı X-ışını enerji seviyelerinde görüntü rekonstrüksiyon sağlayabilir. Bu vasküler kalsiyumla iyotlu kontrast maddeyi ayırt etmede kullanılabilir. İlk çalışmalar bize  dual enerjili BTA’nın geleneksel BTA’ya göre darlık tespit etmede ve sınıflandırmada daha gelişmiş olduğunu göstermiştir. Ancak dual enerji BTA bize yüksek dereceli damar tıkanıklığının derecesini bize olduğundan daha az olabileceğini düşündürmektedir.

Doppler Ultrason

Doppler ultrason operatör bağımlı, damarlara ulaşılabilirlik sınırlı, ağır kalsifikasyon ve yüksek seviyeli hastalık varsa zayıf doğruluk gibi kısıtlamları vardır. Avantajları ise yararlı fizyolojik bilgi yanı sıra anatomik bilgide sunabilmesidir. Ayrıca invaziv değil, yaygın olarak kullanılabilir ve nispeten ucuzdur.

Reklam

Ekokardiyografi

Transtorasik ekokardiyografide (TTE) ve transözofageal kardiografi (TEE) genellikle başlangıç araştırmalarının parçası değildir ancak özellikle bilinen atriyal fibrilasyonu olan hastalarda, kalp embolizasyondan dolayı semptom veren hastalarda yararlı olabilir. TEE daha invaziv olmasına rağmen TTE’ye göre sol atriumu göstermede daha iyidir. Emboli kaynaklarını göstermede TTE arada kaldığında TEE daha faydalı olabilir.

Noninvaziv Fizyolojik Test

Noninvaziv fizyolojik test; ayakbileği brakial indeks (ABI) ölçümü, segmental kan basıncı, dopper dalgaformları, el doppleri, atım-hacim kayıtları, transkütanöz oksijen basıncı ölçümü (TcPO2) ve egzersiz koşu bandı testini içerir. Akut uzuv iskemisinin tanısı ve yönetiminde segmental çalışmaların, TcPO2’nin ve egzersiz koşu bandı testinin yeri sınırlıdır. Ancak ABI ölçümü ve el doppleri sebebi belli olmayan ani başlayan soğuk bacak etyolojisinde ki arteryal oklüzyonu tanımada basit, hızlı ve güvenilir metodlardır.  Hem ABI ve el Doppleri müdahaleden sonra hastanın takip etmede objektif temel testlere hizmet edebilir. Yararlı fizyolojik bilgiler elde edilebilir.

Özet

  • DSA, akut uzuv iskemsini teşhis etmede altın standart olmaya devam etmektedir. Patolojiyi aynı anda teşhis ve tedavi etmeyi izin veren bir yöntem olarak devam ediyor. Bu avantaj tek başına değerli bir araç olarak devam edeceğini kanıtlar.
  • DSA’dan veya ameliyattan önce MRA veya BTAile noninvaziv görüntüleme kabul edilebilir ve yaygındır. Her ikiside tanıda ve ameliyat planlamasında yardımcı olarak kullanılabilir.
  • Diğer görüntüleme ve girişimsel olmayan fizyolojik testler uzun vadeli yönetimi için önemli olabilir ama daha az akut durumlarda tavsiye edilir. 

Öngörülen İstisnalar

Nefrojenik sistemik fibrozis (NSF) skleroderma benzeri bulgular gösteren, sınırlı klinik sekellerden fatal durumlara kadar değişen bir dizi bozukluğu içerir. Ağır renal fonksiyon bozukluğu ve godolinyum içeren kontrast madde alımı ile ilişkili görünmektedir. Bu durum, diyaliz hastalarında ve nadiren GFR’si çok sınırlı (örn.<30 mL/dk/1.73 m2) hastalarda görülürken bunun dışındaki hastalarda hemen hiç görülmez. NSF ile ilgili birikmekte olan literatürde aksini savunan görüşler olsa da, diyaliz hastalarında olası yararları risklere açıkça üstün olmadıkça kullanılmaması, GFR’si 30 mL/dk/1.73m2 den düşük hastalarda kullanımının sınırlanması konusunda görüş birliği mevcuttur.

Kaynaklar

  1. American College of Radiology ACR Appropriateness Sudden Onset of Cold, Painful Leg

 

ACR Kriterleri: Akut Pyelonefrit

blank

Bu yazımızda American College of Radiology’nin (ACR) uygunluk kriterleri ön adı ile yayınladığı kılavuzlardan Akut Pyelonefrit ile ilgili olan kılavuzu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yazımızda olası klinik senaryo varyasyonlarında tercih edilecek radyolojik görüntüleme metodlarını tablolarda bulabilirsiniz. İyi okumalar

Varyasyon 1: Komplike olmayan hasta
Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
X – RAY İntravenöz ürografi 1 Çalışmalar hastalar tedaviye 72 saat içinde yanıt verirse görüntülemenin çok az katkısı olduğunu göstermiştir. ☢☢☢
X-ray voiding sistoüretrografi 1 Çalışmalar hastalar tedaviye 72 saat içinde yanıt verirse görüntülemenin çok az katkısı olduğunu göstermiştir. ☢☢
X-ray abdomen ve pelvis (KUB) 1 Çalışmalar hastalar tedaviye 72 saat içinde yanıt verirse görüntülemenin çok az katkısı olduğunu göstermiştir. ☢☢
X-ray antegrade piyelografi 1 Çalışmalar hastalar tedaviye 72 saat içinde yanıt verirse görüntülemenin çok az katkısı olduğunu göstermiştir. ☢☢☢
USG böbrek ve mesane retroperitoneal 1 Çalışmalar hastalar tedaviye 72 saat içinde yanıt verirse görüntülemenin çok az katkısı olduğunu göstermiştir. 0
Kontrastlı ve kontrastsız abdomen ve pelvis MRI 1 Çalışmalar hastalar tedaviye 72 saat içinde yanıt verirse görüntülemenin çok az katkısı olduğunu göstermiştir. 0
Kontrastsız abdomen ve pelvis MRI 1 0
Kontrastlı ve Kontrastsız abdomen ve pelvis  BT 1 Bazı durumlarda eğer görüntüleme gerekiyorsa en iyi bilgiyi sağlamak için kullanılabilir. ☢☢☢☢
Kontrastlı abdomen ve pelvis BT 1 ☢☢☢☢
Kontrastsız abdomen ve pelvis BT 1 Çalışmalar hastalar tedaviye 72 saat içinde yanıt verirse görüntülemenin çok az katkısı olduğunu göstermiştir. Kontrast verilemediği bazı kritik durumlarda kullanılabilir. ☢☢☢☢
Tc-99m DMSA böbrek tarama 1 Çalışmalar hastalar tedaviye 72 saat içinde yanıt verirse görüntülemenin çok az katkısı olduğunu göstermiştir. ☢☢☢
Puan Skalası:
1,2,3: Genellikle uygun değil.
4,5,6: Uygun olabilir.
7,8,9: Genellikle uygun.
Relatif
Radyasyon
Düzeyi

 

 

Varyasyon 2:  Komplike hasta (örneğin; diyabet, immünkomprimize, taş öyküsü, geçirilmiş böbrek ameliyat öyküsü veya tedaviye yanıtsızlık)
Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
Kontrastlı ve Kontrastsız abdomen ve pelvis  BT 8 ☢☢☢☢
Kontrastlı abdomen ve pelvis BT 8 ☢☢☢☢
USG böbrek ve mesane retroperitoneal ile  X-ray abdomen ve pelvis 6 ☢☢
Kontrastsız abdomen ve pelvis BT 6 ☢☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız abdomen ve pelvis MRI 6 Öngörülen istisnaları kontrol edin. 0
Kontrastsız abdomen ve pelvis MRI 4 0
X-ray voiding sistoüretrografi 3 Değerlendirmenin bir parçası değildir ama daha sonra klinik olarak şüphelenen reflüyü göstermek için kullanılabilir. ☢☢
Tc-99m DMSA böbrek tarama 3 Perinefrik sürecei renal parankimal hastalıktan ayırt edemez. ☢☢☢
X-ray abdomen ve pelvis (KUB) 2 Tedaviyi yönlendirmek için tek başına yeterli bilgi vermemektedir. ☢☢
X – RAY İntravenöz ürografi 2 ☢☢☢
X-ray antegrade piyelografi 1 Başlangıç tetkiki değil. ☢☢☢
Puan Skalası:
1,2,3: Genellikle uygun değil.
4,5,6: Uygun olabilir.
7,8,9: Genellikle uygun.
Relatif
Radyasyon
Düzeyi

 

AKUT PYELONEFRİT

İdrar yolu enfeksiyonları (İYE) insanları etkileyen en yaygın enfeksiyonlardan biridir. Yetişkinlerde alt üriner sistem ile sınırlıdır, klinik veya laboratuvar çalışmaları ve görüntüleme gerekli değildir. Böbrek dahil olduğunda veya alt üriner sistem enfeksiyonu ile renal parankimal ilişkili olabileceği düşünüldüğünde görüntüleme tanı ve hastayı yönetim için gerekebilir. Böbrek taşı varlığında, konjenital üriner sistem anomalilerinde, vezikoüretral reflü ve bozulmuş mesane fonksiyonu olan hastalarda enfeksiyona yatkınlık görülür.

Patolojik olarak inflamatuar böbrek hastalıkları genellikle alt üriner sistem enfeksiyonundan yükselen gram negatif enterik patojenlerden (genellikle E. Coli) meydana gelir. Komplike olmayan pyelonefrit tanısı kolaydır ve tedaviye çabuk yanıt verir. Diyabeti olan hastalarda akut pyelonefrit komplikasyonları olan renal apse ve amfizematöz pyelonefrit gelişmesi endişe vericidir. Ek olarak diyabetiklerde klinik olarak ayırt etmek daha zordur, sağlıklı hastalarda alt üriner sistem enfeksiyonu ile akut pyelonefrit ayrımında kullanılan flank hassasiyeti olmayabilir.

Reklam

Kesitsel görüntülemeden önce komplike pyelonefrit olan hastaların çoğunda yapılan görüntülemeler normaldir.

İntravenöz Ürografi

Geçmişte İntravenöz Ürografi (İVÜ) renal enfeksiyonu tanımada temel görüntüleme yöntemiydi. Ama bu önemi geride kaldı. Artık akut pyelonefriti tanımada küçük bir rol oynar. Ürografiyi yapmanın amacı akut pylonefrit tanısını koymak değil ama altta yatan anatomik anormalliği saptamaktır. Rutin olarak istenen ürografi %90 hastada klinik kararı değiştirmez. Bazı çalışmalar bize gösterdi ki antibiyotik tedavisine rağmen 72 saatin sonunda ateşi olan hastalarda yapılan ürografide klinik öneme sahip ürografi bulgularında %36 artış saptandı. Ayrıca bu çalışmada altta yatan diyabet veya ampisilin duyarlı E. coli dışındaki bir patojen ile enfekte olan hastalarda rutin ürografiden alınan verim beş kat daha fazla.

Reklam

Bilgisayarlı Tomografi

Soulen ve arkadaşları yaptığı çalışmalarda pyelonefriti olan hastalarında BT kararı çoğu zaman 72 saate kadar uzuyor. Bu seride komplike olmayan %95 hastanın 48 saat içinde ateşsiz hale geldiği, 72 saat içinde %100 ünün ateşsiz hale geldiği belirtiliyor. Neredeyse evrensel bir görüş birliği de kontrast öncesi ve kontrast sonrası BT görüntüleme atipik pyelonefrit ve potansiyel komplikasyonlardan olan renal veya perirenal apse veya amfitamatöz pyelonefrit teşhis etmek için seçilecek görüntüleme metodudur. Bu metod yaygın olarak kullanılır, İYE komplikasyonunu değerlendirmede en sensitif metoddur ve artı olarak abdomen ve pelvis içinde genel değerlendirme imkanı sağlar. Anatomik detay ve altta yatan doğumsal veya kazanılmış böbrek anormallikleri tespit etmek için artmış hassasiyeti sağlamanın yanı sıra, intravenöz kontrast kullanımı böbrek hakkında ek fonksiyonel bilgiler sağlayabilir. BT ve USG’yi karşılaştıran bir çok çalışmada akut pyleonefrit hastalarının parankimal anormallikleri tespit etmede BT, USG’ye oranla daha üstün.

Ultrason

USG;  düşük riskli, kolay temin edilebilir, nispeten düşük maliyete sahip olması, radyasyon maruziyetinin olmaması ve kontrast madde kullanımı gerektirmeyeceği gerçeği de dahil olmak üzere pek çok avantaja sahiptir. Akut pyelonefritte, Power ve Color doppler USG’nin sensitivesini arttırmak için kullanılabilir. USG, hafif pyelonefriti ve renal tutulumu veya perinefrik genişlemeyi olduğundan daha hafif gösterebilir. Konvansiyonel gri tonlama, USG’de hidronefroz veya piyonefroz için değerlendirmede yararlıdır, ancak BT de bu tanıyı koyabilir. Piyonefrozu teşhis etmek için en özel test perkütan nefrostomi öncesi iğne aspirasyonudur.

Reklam

Tc-99m DMSA Renal Sintigrafi

Pediyatrik popülasyonda Tc 99m DMSA renal sintigrafi kullanarak akut pyelonefrit tanısı koymada artmış bir ilgi var. Çocuklar için alt üriner sistetem enfeksiyon ile pyleonefrit ayrımı daha zordur ve böreklere kalıcı hasar bırakabilirler. Çalışmalar bu tekniğin pyelonefriti tanımada USG’den daha sensitif olduğunu göstermiştir. Power doppler USG bize çocuklarda akut pyelonefriti tanımada %90 sensitivite ve spesivfitesi olduğunu göstermiştir. Diğer yeni çalışmalar, renal USG ve DMSA görüntülmesinin çocuklarda ilk ateşten sonra rutin olarak çekilmesini öneriyor. Sattari ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada erişkin hastalarda pyelonefriti tanımada BT’nin Tc 99m DMSA dan daha iyi olduğunu göstermektedir.

Reklam

Manyetik Rezonans Görüntüleme

Birçok ciddi çalışma Manyetik rezonans üregrafinin (MRÜ) pyelonefrit ve böbrek hasar tesbitinde DMSA’ye eşdeğer olduğunu göstermiştir. Renal skarı tespit etmede T1 ağırlıklı çekilen MRI  sensitivesi %77 ve spesivitesi %87’dir. MRÜ, pediyatrik ve erişkin hastalarda genitoüriner sistemin ve böbreklerin konjenital anomalilerini tespit etmede yararlıdır. Difüzyon ağırlıklı sekansların kullanılması ikinci ve üçüncü trimesterdeki gebe hastalar için piyonefroz ve hidronefroz ayrımında yardımcı, aynı zamanda da umut vericidir. İlk çalışmalar renal fonksiyon ile ilgili tekrarlanabilir bilgi sağlamak için difüzyon ağırlıklı sekansların uygun olduğunu göstermiştir. MRI dezavantajı ise küçük taşları algılamadaki yetersizliğidir.

Özet

  • Komplike olmayan pyelonefritte eğer 72 saatlik antibiyotik tedavisine yanıt varsa kronik hastalığı olmayan hastalarda radyolojik görüntülemeye gerek yoktur.
  • Eğer tedaviye cevap yoksa abdomen ve pelvis BT iyi bir tercihtir.
  • Diyabet veya diğer immün sistemi baskılanmış hastalar, tedaviye cevap yoksa tanı konulduk 24 saat içinde prekontrast ve postkontrastlı BT çekilmelidir.
  • USG piyonefrozdan şüphelenen hastalarda kontrast madde veya radyasyona maruz kalma riski olan hastalar için uygun alternatif olabilir.
  • Diğer tüm karmaşık hastalar (örn: taş, önceki ürolojik ameliyat, tekrarlayan pyelonefrit) BT ile erken değerlendirmeyi hak eder.
  • Kontrastlı BT kontraendike olan hastalarda MRI alternatif bir görüntüleme olarak düşünülebilir. 

Öngörülen İstisnalar

Nefrojenik sistemik fibrozis (NSF) skleroderma benzeri bulgular gösteren, sınırlı klinik sekellerden fatal durumlara kadar değişen bir dizi bozukluğu içerir. Ağır renal fonksiyon bozukluğu ve godolinyum içeren kontrast madde alımı ile ilişkili görünmektedir. Bu durum, diyaliz hastalarında ve nadiren GFR’si çok sınırlı (örn.<30 mL/dk/1.73 m2) hastalarda görülürken bunun dışındaki hastalarda hemen hiç görülmez. NSF ile ilgili birikmekte olan literatürde aksini savunan görüşler olsa da, diyaliz hastalarında olası yararları risklere açıkça üstün olmadıkça kullanılmaması, GFR’si 30 mL/dk/1.73m2 den düşük hastalarda kullanımının sınırlanması konusunda görüş birliği mevcuttur.

Kaynak

  1. American College of Radiology ACR Appropriateness Akut Pyelonefrit

 

 

ACR Kriterleri: Künt Göğüs Travması

blank

Bu yazımızda American College of Radiology’nin (ACR) uygunluk kriterleri ön adı ile yayınladığı kılavuzlardan Künt Göğüs Travması ile ilgili olan kılavuzu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yazımızda olası klinik senaryo varyasyonlarında tercih edilecek radyolojik görüntüleme metodlarını tablolarda bulabilirsiniz. İyi okumalar.

Varyasyon 1: Birinci basamak değerlendirme. Yüksek enerjili mekanizma
Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
X – RAY 9 AC grafisi ve BT/BTA tamamlayıcı muayenelerdir
Kontrastlı toraks BT 9 İdeal olarak bu prosedür BTA ile yapılmalı. AC grafisi ve BT/BTA tamamlayıcı muayenelerdir ☢☢☢
Kontrastlı toraks BTA 9 AC grafisi ve BT/BTA tamamlayıcı muayenelerdir ☢☢☢
Kontrastsız toraks BT 5 ☢☢☢
Toraks USG 5 0
Kontrastlı ve Kontrastsız toraks  BT 2 ☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız toraks MRI 2 0
Kontrastsız toraks MRI 1 0
Puan Skalası: 1,2,3: Genellikle uygun değil.

4,5,6: Uygun olabilir.

7,8,9: Genellikle uygun.

Relatif

Radyasyon

Düzeyi

Varyasyon 2:  Normal AP grafi, Normal muayene ve normal mental durum. Yüksek enerjili mekanizma değil.

Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
Kontrastlı toraks BTA 5 ☢☢☢
Kontrastlı toraks BT 5 ☢☢☢
Kontrastsız toraks BT 4 ☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız toraks MRI 2 0
Kontrastlı ve Kontrastsız toraks  BT 1 ☢☢☢
Toraks USG 1 0
Kontrastsız toraks MRI 1
Puan Skalası: 1,2,3: Genellikle uygun değil.

Reklam

4,5,6: Uygun olabilir.

7,8,9: Genellikle uygun.

Relatif

Radyasyon

Düzeyi

Varyasyon 3: Görüntüleme ve klinik değerlendirme sonrasında şüpheli kardiyak yaralanma.
Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
Transtorasik ekokardiyografi 8 0
Kontrastlı koroner arter BTA 5 Koroner arter yaralanması arıyorsanız bu prosedürü kullanın. ☢☢☢☢
Transözefageal ekokardiyografi 5 Transtorasik ekokardiyografide bir şey saptanırsa bu prosedürü kullanın. 0
Kontrastlı ve kontrastsız kalp fonksiyon ve morfoloji MRI 4 Problem çözme aracı olarak kullanın. Öngörülen istisnaları kontrol edin. 0
Kontrastlı kalp fonksiyon ve morfoloji  MRI 4 Problem çözme aracı olarak kullanın. 0
Talyum -201 SPECT kalp 3 ☢☢☢☢
Tc-99m sestamibi SPECT kalp 3 ☢☢☢☢
Puan Skalası: 1,2,3: Genellikle uygun değil.

4,5,6: Uygun olabilir.

7,8,9: Genellikle uygun.

Relatif

Radyasyon

Düzeyi

Künt Göğüs Travması

Künt travma çok yaygın bir travma çeşidi olmakla beraber genç ölümlerin başlıca sorumlusudur. Çoğu vakalar motorlu taşıt kazası  ve motosiklet çarpışmaları gibi yüksek enerjili kazalardır. WHO’ya göre dünyada 1.21 milyon insan araç kazasından kaynaklı sebeplerden ölmüştür. Bu kazalar kalp hastalıkları, kanser, kronik alt solunum yolu hastalıkları ve serebrovasküler hastalıklardan sonra en yaygın beşinci ölüm sebebidir. Künt travmaya bağlı ölümlerin %25’i göğüs yaralanmalarından kaynaklanmasına rağmen ölümlerin %50’siyle dolaylı yönden ilgidir. Bu yüzden toraks yaralanmasının teşhisi ve tedavisi acil yapılması esastır. Künt toraks travmasında en yıkıcı hasarı aort yaralanması, en sık hasarıda kot kırığı oluşturmaktadır.

Reklam

Akciğer Grafisi

AP grafi travma tetkiklerinin standart bir parçasıdır. Bu grafi ile, hemotoraks, pnömotoraks, akut aortik hasarlanma, pulmoner hasarlanma, ekstraplevral hematom, büyük havayolu rüptürü, hemidiafragmatik rüptür ve kas-iskelet yaralanmasının tanısını koyabiliriz. Ayrıca AP grafi entübe edilen hastaların tüpün yerini doğrulamada da kullanılabilir. AP grafi Travma hastalarının bakımı için gerekli görünüyor olsa da genellikle düşük kalitedir. AC grafisi künt travmatik yaralanmalarda BT’ye göre daha düşük doğruluğa sahiptir.

Reklam

Bilgisayarlı Tomografi

Daha öncede belirtildiği gibi toraks BT künt göğüs travmasının değerlendirmesinde AC grafisine göre daha kesin bilgiler sağlar. Birçok litaratüre göre toraks travmasında kontrastlı toraks BT altın standart olarak güvenilebilir olmaktadır. Ancak artan maliyet ve radyasyon dozu künt travmalı olgularda rutib BT kullanımını sorgulamaktadır. Ne yazık ki künt toraks travmalı hastalarda rutin BT kullanımının gerekli olup olmadığına ilişkin çelişkili veriler vardır. Toraks BT ancak yüksek mekanizma, anormal AC grafisi, bilinç bozukluğu, dikkat dağıtan yaralanma veya torasik yaralanma şüphesinde çekilmelidir. BT görüntülemesi sıklığı, zamanlaması yerel kaynaklara ve hastanın durumuna bağlı olmalıdır. BTA şüpheli aort laserasyonlarında rutin olarak kullanılmalıdır.

Ultrason

Ultrasonun travmada kullanımı iyice kabul edilmiştir. Karında ve perikardda serbest sıvı tespit etmek için FAST kullanılır. Bazı merkezlerde FAST’in içine pnömotoraks ve hematoraksı saptamak için toraks incelemesinide eklemişlerdir. Bir çok çalışma bize pnömotoraksı saptamada ultrasonun AC grafisine göre üstünde ama BT’ye göre altında olduğunu göstermiştir. Usg küçük hemtoraksı ve 20mL kadar küçük plevral sıvıyı terspit edebilir.

Reklam

Manyetik Rezonans Görüntüleme

MRI travmada geniş ölçüde kullanılmaz. Radyografi, BT, Usg’nin aksine MRI da hızlı görüntüleme elde etmek pek mümkün değildir. Bazı çalışmalarda 1 saate yakın hastaları yakından takip etmenin mümkün olmadığı belirtilmiş. Yaşam desteği gereken veya nefes alışverişi koopere olmayan hastalar  MRI için uyumlu değildir. Ancak MRI travma protokolünde yer almasa bile problem çözücü özelliği vardır. Nadir torasik spninal yaralanma detaylandırmasında yardımcı olabilir. Ancak görüntülemede torakolomber vertabra ligament parçalanması BT’de normalse MRI ile görüntüleme endike değildir.

Nükleer Tıp

Nükleer tıp çalışmaları künt göğüs travmasında geçerli bir kullanımı yok. Ancak kardiyak yaralanma olan bazı özel durumlarda kullanılabilir.

 

Özet

  • Göğüs grafisi ve toraks BT/BTA yüksek mekanizmalı künt toraks travmalı hastalarda rutin olarak ilk basamak görüntüleme yöntemidir.
  • Travmanın ilk bakıda yaralanma mekanizması düşük olasılıklı göğüs travmasına (normal mental durum, normal bir fizik muayene, normal AC grafisi )işaret ediyorsa BT/BTA gerekli olmayabilir. Bu durumlarda dışlama veya içleme kriterleri yerleşim yeri veya spesifik vaka olmalıdır.
  • Şüpheli kardiyak hasarlanmada transtorasik ekokardiyografi endikedir. Kardiyak BTA, kardiyak MRI ve transözefageal ekokardiyografi problem çözmede yardımcı olabilir.

Öngörülen İstisnalar

Nefrojenik sistemik fibrozis (NSF) skleroderma benzeri bulgular gösteren, sınırlı klinik sekellerden fatal durumlara kadar değişen bir dizi bozukluğuğu içerir. Ağır renal fonksiyon bozukluğu ve godolinyum içeren kontrast madde alımıyla ilşkili görünmektedir. Diyaliz hastalarında ve nadiren GFR’si çok sınırlı (örn.<30 mL/dk/1.73 m2) hastalarda görülürken bunun dışındaki hastalarda hiç görülmez. NSF ile ilgili birikmekte olan literatürde aksini savunan görüşler olsa da, diyaliz hastalarında olası yararları risklere açıkça üstün olmadıkça kullanılmaması, GFR’si 30 mL/dk/1.73m2 den düşük hastalarda kullanımının sınırlanması konusunda görüş birliği mevcuttur.

Kaynaklar
  1. American College of Radiology ACR Appropriateness Blunt Chest Trauma

 

 

Akut Pankreatit

blank

Bu yazımızda American College of Radiology’nin (ACR) uygunluk kriterleri ön adı ile yayınladığı kılavuzlardan Akut Pankreatit ile ilgili olan kılavuzu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yazımızda olası klinik senaryo varyasyonlarında tercih edilecek radyolojik görüntüleme metodlarını tablolarda bulabilirsiniz.

Varyasyon 1:

İlk başvuru. Tipik karın ağrısı. Yükselmiş amilaz-lipaz, yüksek olasılıklı tanı ; Semptomların başlaması <48-72 saat; klinik skor ilgisiz. Bilinmeyen neden.

Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
Batın USG 9 Öncelikli olara safra taşı değerlendirme esastır; sonrasında daKoledokolithiazis açısından değerlendirilir. 0
Kontrastlı batın BT 4 Obeziteden veya gazdan dolayı tanı konulamıyorsa .Bkz varyasyon 4 şüpheli ya da belirsiz durum için; sonuçlargenellikle yönetimi değiştirmez. Nekrozu kaçırabilir. ☢☢☢
MRCP ile birlikte kontrastsız batın MRI 4 USG tanısal değilse veya koledokolithiazis şüphesi varsakullanışlıdır. Genel olarak ilk başvuruda kullanılmaz. 0
Kontrastlı ve kontrastsız batın MRI (MRCP’yi içeren) 4 0
Kontrastsız batın BT 3 Kontrast madde verilemiyorsa ve MR çekilemiyorsaseçebilirsiniz. ☢☢☢
Kontrastlı ve Kontrastsız batın BT 3 ☢☢☢☢
Puan Skalası: 1,2,3: Genellikle uygun değil.4,5,6: Uygun olabilir.7,8,9: Genellikle uygun. RelatifRadyasyonDüzeyi

 

Varyasyon 2:

Kritik, sistemik inflamatuvar yanıt sendromu (SIRS), ciddi klinik skorları (örneğin, Akut Fizyoloji ve Kronik Sağlık Değerlendirmesi akut pankreatit skorunda şiddeti (BISAPS) ve başucu indeksi ve / veya Marshall); > 48-72 saat semptomların başlamasından sonra.

Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
Kontrastlı batın BT 8 En iyi ve en pratik görüntülemedir. ☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız batın MRI (MRCP’yi içeren) 7 Kontrastlı batın BT’ye makul alternatiftir. Pratikdeğil ve kritik hastalarda gerçekleştirmek kolay değildir. 0
MRCP ile birlikte kontrastsız batın MRI 6 ABY gelişirse kontrastsız batın BT’ye oranlatercih edilebilir. 0
Batın USG 6 0
Kontrastsız batın BT 5 Hızlı bir şekilde görüntüleme istiyorsanız, kontrast maddeverilemiyorsa ve MR çekilemiyorsa seçebilirsiniz. ☢☢☢
Kontrastlı ve Kontrastsız batın BT 4 Görüntülemenin kontrast bölümü olmadan genelliklegereksizdir. ☢☢☢☢
Puan Skalası: 1,2,3: Genellikle uygun değil.4,5,6: Uygun olabilir.7,8,9: Genellikle uygun. RelatifRadyasyonDüzeyi

 

Varyasyon 3:

Devam eden SIRS, ciddi klinik skorlar, lökositoz ve ateş, semptomların başlamasından >7-21 gün sonra.

Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
Kontrastlı batın BT 9 ☢☢☢
Kontrastlı ve Kontrastsız batın BT   7 Görüntülemenin kontrast bölümü olmadan genelliklegereksizdir. ☢☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız batın MRI (MRCP’yi içeren) 7 BT ye makul bir alternatif ama ciddi hasta üzerindegerçekleştirmek için pratik ve kolay değildir. 0
Kontrastsız batın BT 6 Hızlı bir şekilde görüntüleme istiyorsanız, kontrast maddeverilemiyorsa ve MR çekilemiyorsa seçebilirsiniz. ☢☢☢
MRCP ile birlikte kontrastsız batın MRI 6 . 0
Batın USG 5 0
Puan Skalası: 1,2,3: Genellikle uygun değil.4,5,6: Uygun olabilir.7,8,9: Genellikle uygun. RelatifRadyasyonDüzeyi
Varyasyon 4:

Şüpheli amilaz-lipaz yüksekliği (KBY gibi) dahil atipik belirti ve bulgular pankreatit dışı tanılar mümkün olabilir(barsak perforasyonu ve barsak iskemsi).

Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
Kontrastlı batın BT 8 Şüpheli veya belirsiz klinik sunum olduğunda muhtemeldiğer tanıları elemek için ☢☢☢
Kontrastsız batın BT   7 Kontrast madde vermek güvenilir ve mümkün değilseHızlı bir görüntüleme sağlar. ☢☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız batın MRI (MRCP’yi içeren) 6 Özellikle barsak iskemesi ayrıcı tanısında BT kadar etkiliolmayabilir. 0
Kontrastlı ve Kontrastsız batın BT 5 ☢☢☢
MRCP ile birlikte kontrastsız batın MRI 5 Kontrast olmadan şüpheli durumlarda sınırlı bir rolesahiptir. 0
Batın USG 5 Genel bir inceleme değildir, sağ üst kadran üzerineodaklanmıştır. 0
Puan Skalası: 1,2,3: Genellikle uygun değil.4,5,6: Uygun olabilir.7,8,9: Genellikle uygun. RelatifRadyasyonDüzeyi

 

Varyasyon 5:

Bilinen nekrotizan pankreas ve peripankreatik pankreatit, klinik durumda bozulma, Hemoglobin / hematokrit, hipotansiyon, taşikardi, takipne, ateş eğrisinde ani değişim, wbc’de artış, semptomları başlangıç zamanı alakasız.

Radyolojik prosedür Puan Yorum RDD
Kontrastlı batın BT 9 En iyi ve en pratik görüntülemedir. ☢☢☢
Kontrastsız batın BT   7 Kontrast madde vermek güvenilir ve mümkün değilseHızlı bir görüntüleme sağlar. ☢☢☢
Kontrastlı ve kontrastsız batın MRI (MRCP’yi içeren) 6 BT kadar hızlı ve pratik değildir; ciddi hastada yapılmasıdaha zordur. 0
MRCP ile birlikte kontrastsız batın MRI 6 Kontrast olmadan çok sınırlı bir yarar sağlar. 0
Kontrastlı ve Kontrastsız batın BT 5 ☢☢☢☢
Batın USG 5 0
Puan Skalası: 1,2,3: Genellikle uygun değil.4,5,6: Uygun olabilir.7,8,9: Genellikle uygun. RelatifRadyasyonDüzeyi

 

Görüntülemeye Bakış

BT akut pankreatit hastalarını değerlendirmek için en çok çalışılan görüntüleme testidir. Ancak diğer görüntüleme testleri  USG, endoskopik US, MRI ve MRCP dahil kullanılabilir. Pankreatit hastalarında görüntüleme safra taşı tespiti, safra tıkanıklığı, klinik durum net olmadığında tanı koymada, ciddiyet sınıflamasında ve komplikasyonları görmede yardım olur.

Bilgisayarlı Tomografi

MDCT (multi dedektör bilgisayarlı tomografi) hastalığın yaygınlığını belirlemek için akut pankreatit şüphesi olan hastalarda kullanılan birincil görüntüleme tekniğidir. BT pankreasta morfolojik değişiklikleri göstermek, pankreatit tanısını koymak ve hastalığın ciddiyetini belirlemede kullanılabilir. Hastalığın şiddetinin yanı sıra klinik değerleri göstermede kanıtlanmış tek görüntüleme yöntemidir. BT şiddet indeksi (CTSI), diğer klinik skorlama sistemleri ile birlikte, hasta bakımı ile ilgili karar verme için temel oluşturur. CTSI (1) Pankreas değişiklikleri değerlendirilir (2) akut sıvı koleksiyonu (3) Pankreas nekrozunun bulunması ve miktarına dayanır.

Reklam
Balthazar BT Şiddet İndeksi
BT Sınıfı Skor
A. Normal 0
B. Pankreasta büyümü 1
C. Peripankreatik inflamasyon 2
D. Bir sıvı toplanması 3
E. İki veya daha fazla koleksiyonlar 4
Nekroz Skor
<30% (2)
30%–50% (4)
>50% (6)

 

Akut pankreatit açısından atipik şiddetli karın ağrısıyla başvuran hastada ve/veya ABY veya KBY olduğu gibi amilaz ve lipaz düzeyleri muğlak olan hastalarda hızlı BT barsak iskmesi gibi diğer tanılarda yardımcı olabilir.

Reklam

Gelişen kanıtlar ve bizim görüşümüz semptomların başlamasından 48-72 saat içinde uygun olmayan klinik başvuru ve muğlak amilaz ve lipaz düzeyi olan hastalarda BT endike değildir.

Ultrason

Akut pankreatit hastalarını değerlendirirken safra taşlarını tespitinde yüksek hassasiyete sahip olduğu için çok sık kullanılır. Alkol kullanımına bağlı akut pankreatit olduğu düşünülen hastada bile endikedir. Muayenenin amacı öncelikle safra taşı tespit ve ikincil safra duktal dilatasyon ve / veya koledokolitiazis tanımlamak. Ayrıca distal koledek taşları olabilir bunu USG ile görüntülemek her zaman mümkün değildir. Pankreatitin şiddetini ve nekroz miktarını belirlenmesinde pankreas bölümlerini örten barsak gazı USG nin etkinliğini sınırlar.

MRI

Akut pankreatit hastaları değerlendirirken MRI kullanımı kabul görmektedir. Diğer invaziv olmayan görüntüleme yöntemleri ile karşılaştırıldığında, özellikle biliyer ve pankreatik kanalları değerlendirmek için T2 ağırlıklı sekanslar ile birçok avantaj sunuyor.  MRI ın diğer avantajları;(1) Safra taşını ve safra kanalı taşlarını kolaylıkla görünebilir. Pankreas kanalı kolayca takip edilebilir ve kanaldaki bozulma kolayca farkedilebilir. (2) pankreas ve peripankreatik bölgeleri morfolojik değişiklikleri değerlendirmek için etkinliği MDCT verileri ile benzer. Peripankreatik sıvı koleksiyonları değerlendiren MDCT göre MRI daha avantajlı. MR diğer bir avantajı da radyasyona maruz kalınmaması.

Reklam

Özet

  • Akut başvuruda (semptomların başlamasından <48-72 saat)tipik klinik bulgular ve amilaz-lipaz yüksekliklerinde BT çekilmemeli.
  • Akut başvuruda klinik bulgular ve amilaz-lipaz düzeyleri muğlak ise BT çekilmelidir.
  • Erken BT (<72 saat) hastalığın ciddiyetini küçümsemeye sebep olabilir.
  • 48-72 saat sonra çekilen BT pankreas ve peripankreatik nekroz kadar akut pankreatik sıvı koleksiyonlarını gösterir.
  • Gecikmeli gelişmiş BT ( semptomların başlamasından 7-21 gün sonra) şiddetini değerlendirirken çok etkilidir ve görüntü kılavuzluğunda aspirasyon ve / veya drenaj yanı sıra minimal invaziv drenaj da dahil olmak üzere bir çok yönetime rehberlik edecektir.
  • Akut hemoglobin / hematokrit düşme, hipotansiyon, taşikardi, takipne, ateş eğrisinde ani değişim, wbc’de artış dahil klinik durumda bozulma olduğunda BT çekilmelidir.
  • IV kontrastlı BT pankreatit ilgili pankreas ve komplikasyonların en iyi genel değerlendirmesini sağlar.
  • USG öncelikle safra taşı için değerlendirmek için kullanılır ve ilk kez başvuran  ve nedeni belirsiz hastalarda erken yapılmalıdır.
  • Kontrastlı MRI ve MRCP detaylı bir değerlendirme sağlayacak olsa da akut kullanımı sınırlıdır.

Öngörülen İstisnalar

Nefrojenik sistemik fibrozis (NSF) skleroderma benzeri bulgular gösteren, sınırlı klinik sekellerden fatal durumlara kadar değişen bir dizi bozukluğuğu içerir. Ağır renal fonksiyon bozukluğu ve godolinyum içeren kontrast madde alımıyla ilşkili görünmektedir. Diyaliz hastalarında ve nadiren GFR’si çok sınırlı (örn.<30 mL/dk/1.73 m2) hastalarda görülürken bunun dışındaki hastalarda hiç görülmez. NSF ile ilgili birikmekte olan literatürde aksini savunan görüşler olsa da, diyaliz hastalarında olası yararları risklere açıkça üstün olmadıkça kullanılmaması, GFR’si 30 mL/dk/1.73m2 den düşük hastalarda kullanımının sınırlanması konusunda görüş birliği mevcuttur.

 

Kaynaklar
  1. American College of Radiology ACR Appropriateness Acute Pancreatitis